Söz Gümüş ise Sinema Altındır
‘’Şimdi burayı rastgele okuyorsunuzdur belkide ya da şehrimiz hiç okumuyor,gençler okumuyor.’’ gibi kılişe cümlelerle başlamayacağım. İster okuyun ister okumayın. Siz okusanız da okumasınız da yazılıyor zaten bir şeyler. Yazıyorlar birileri bir yerlerde, bir şeylerle küçük de olsa beyinleri. Bazıları kafa karıştırıcı oluyor, fakat “Hatice’yi bırakıp neticeye baktığımız da” yazılmış mı yazılmış.
O yüzden kendinizi önemsemeyin bizim için yazıyorlar diye.
Geçmişten bu yana sosyolojik bazda irdelediğimizde nesnelce zaten ünlü olan, yazmış yakıştırmış yazarların yanında sizin de beyniniz ve mantaliteniz kapsamında sadece içi boş bir kitap ya da sanalda bir sayfa ile ünlü olmuş, klavyesine düşkün kahramanlar bile sizin okuyup okumadığızı iplemeyip yazıyor..
Ben de öyle yapıyorum. Şimdi burada Kralın Soytarsındada öyle yapacağım.
‘’Yaşadığımız şehirde Tiyatro yok, Sinema yok, neden yok, aman olsun’’ diye de bir cümle kurmayacağım / diye bir şey söylemiyorum. Çünkü az önce böyle bir cümle kurmuş bulundum. Bizim yaşadığımız şehirde sizin yaşadığınız şehirde.. Bu derginin doğduğu şehirde. Bu edebiyatın yaşadığı şehirde her şey var meraklanmayın.Var olanı görememek kadar kötüsü yoktur doğrusu hele de bu görülesi şey soyut ise.
Gelelim okumaya. Peki siz ne yapıyorsunuz. Okuyor musunuz, okumuyor musunuz?
Yine başa döndük. Okuyun ya da okumayın, tavsiyede bulunmayacağım. Çok gevelemeden konuya gelelim.
‘’İşim yazmak, amacım yaşamak..’’ Konumuz Sinema ve Kısa Film. Eğer okuyorsanız başlıyorum.
’’Şimdi okumuyorum kardeşim’’ diyor olabilirsiniz.
Ama yinede başlıyoruz.Okuyanlar için.Soyutu görenler için.
Şimdi burada amacım sinemanın uzun ya da kısa filmin aslında kendimiz olduğunu göstermek, anlatmak, anlattırmak, anlattırtmak kanımca.. En azından ben böyle düşünüyorum ve ben yazdığım için amacım budur. Dediğim gibi “sinemanın uzun ya da kısa filmin” aslında kendimiz olduğunu düşünüyorum.
Bundan önce bir şey belirtmek isterim ki.Soyut kavramına cuk diye oturan kelime sanat.
Sanat nedir dendiğinde.Bence sanat anlatmaktır.Ve anlatmanın her biçimi bir sanat dalıdır.Günümüzdeki sanat dallarında da gördüğümüz gibi ortak tema bir şey anlatılıyor olmasıdır.
Sinemanın sanattaki yeri içinde bir çok şeyi barındırıyo,barındırabiliyor beklide bir çok sanatı yaşatabiliyor olması.Dolayısı ile sanat yapmak veya anlatmak için en süregelen cazip kulvar sinemadır diye düşünüyorum..
Sinema bir ışık kaynağından çıkan ışınları, üzerinde resimler bulunan bir film şeridinden geçirerek, gerçekte olduğu gibi hareketli görüntüler meydana getirme işi ve bu şekilde meydana gelmiş olan görüntü. Bir projeksiyon makinesi özelliğinde olan sinema makinesinde, film üzerinde bulunan resimler, saniyede en az on-on iki, ortalama olarak on altı defa değiştirmek suretiyle, bu hareketli görüntülerin meydana gelmesini sağlamış olur. Fakat bu bilimsel yahut milimsel bir açıklama.
Aslında sinema yaşamın ta kendisidir. Sinema tiyatrocuların ulaşmak istediği hayat, atlamak istediği turuncu tuğlalardan örülü avludur. Evet, sinema bir yaşam tarzıdır. Ve işte yaşamı sinemaya, sinemayı yaşama döktüğünüzde film oluşur. Şimdi uzun film, kısa film, öyle film, böyle film diye bilimsel yada milimsel olarak anlatmayacağım.
Bir bakıma sinema anlatma biçimidir.. Kısa Film de sinemanın anlatma biçimlerindendir.
Kısa Film Nedir? Ne Değildir ?
-Derdini kısa, öz ve zekice anlatan bir ifade aracıdır.
- Kısa film piyasadan bağımsız, bir özgürlük alanıdır.
- Kısa film uzun filme atlama tahtasıdır (veya değildir.)
- Gerçekleri sergilemekten çok, gevezelik yapmayan sanatsal bir anlatım ve algılama tarzıdır.
- Kısa film nicelikle değil, nitelikle ilgilidir.
- Sinemanın bilinen formların dışında bir araştırma formudur.
- Kısa film, uzun filmin anası /atasıdır.
- Kısa film amatördür.
Ya da bu anlatma biçimlerinden en revaçta ve olağan olanıdır.
Ama ‘’KISA İYİDİR..’’
Derim ki; sanatta mesaj olmaz, kısa filmde hiç olmaz..
Filmde veya sanatta mesaj verme konusunu.Sinemayı örnek alarak vereyim.Eğer bir anlatımda tek bir çıkarım var ise verilen mesaj tek bir sonuç çıkarıyorsa o kısır bir anlatımdır..Dolayısı ile herkes aynı şeyi anlar.Herkese aynı şey anlatıldı,herkes aynı şeyi anladı.Oysaki çıkarımı birden çok olan bir anlatım olsa idi herkese anlatılmış ama her anlayan farklı şeyler anlayıp farklı çıkarımlar çıkarmış olacaktı.
Dolayısı ile mesaj vermeden ziyade tek bir çıkarım çıkaracak anlatım kaygısı taşımadan öznel değil de nesnel geniş pencereli bir konu seçilmelidir.
Herhangi cinsten bir insan, kadın ya da erkek, yahut bir hayvan, hakeza bir uzaylı yemek yesin. Uzaylı yer mi bilinmez. Oldu ki yedi. Onu çektik.Her ne kadar küçük bir davranış olsa da film oldu.Unutmayalım ki her davranış bir filmdir.Mesaj mı verdik? Hayır. Ama izleyici yazılar bittikten sonra filmi izlemeye başladı ve filmde bir şey olmuyor dedi. Sonra şöyle bir doğruldu. Tekrar baktı. Baktı ki film bitti. “Bu neydi şimdi?” dedi. Hiç önemli değil. Kısada Hatice değil, netice vardır. Neticede bir şey anlatıldı. İşte temel nokta da bu. Ve buradan herkes başka bir şey çıkardı.
“Nerede sanat?” mı dendi?
Buna inanın, yukarıda da sözünü ettiğim gibi, herhangi cinsten bir insanın, kadın ya da erkek, yahut bir hayvanın, hakeza bir uzaylının en doğal halinden daha gösterişli bir sanat biçimi yoktur. Ve yine yukarıda belirttiğim gibi uzaylının doğal hali var mıdır bilinmez. Oldu ki oldu. O da olacak.
Sonuç olarak biz burada en minimal anlatımla sanat da yapmış olduk. İşin sanat boyutuna gelince.
Bir şey anlatmak. Güzel yahut kötü, ama anlatmak. Kötü anlatılınca film olmaz sinema olmaz diye bir tabir yoktur lügatımca. Anlatılmamışsa olmamıştır.
Anlatamamak ve Anlatmamak farklı şeylerdir.
Anlatamazsak bile bir bakıma anlatmış olur ve o işe bir yönden sanat bulaştırmış oluruz. Fakat Anlatmazsak sinema ya da sanat olmaz.
Dolayısı ile Sinemanın anlatma biçimlerinden, Kısa Film de ’’ Ne anlattığın Nasıl anlattığının’’ hiç önemi yok. Önemli olan anlatmış olmandır. Pek tabi ki kanımca..
Eğer bir işte bir olay, bir olgu, bir arzu, bir istek, bir ölüm, bir sıçım, bir siyim, bir başkaldırış, bir obje, bir şey, yahut yalnızca “1″ (bir ) anlatılmışsa, o film olmuştur. Sinema olmuştur. Dolayısı ile Sanat olmuştur.
Çok keskin bir şekilde bitiriyorum. Yazıma klişe başlamadım, ama klişe bitireceğim için üzgün değilim. Sonuçta sizin için yazmıyorum. İster okuyun ister okumayın.
Görüşmek dileği ile..
‘Anlatırken zaten sanat yapmış oluruz.’’ FY
’Eğer birşey yazılabiliyor veya düşünülebiliyorsa, film çekilebilir.’
Stanley Kubrick
Bu yazı toplam 6256, bugün ise 6 kez okundu.
Kategori: TV ve Sinema





Eline Sağlık Furkan.
Kısa film iyi güzel ama genelde konu seçimleri Türkiye’de çok yanlış. Sırf birşeyler ortaya çıkarmak için konusuz kısa filmler yapılıyor. Kısa film kısa filmdir ama bence bir başlangıç, gelişme ve sonuç gibi unsurlara da sahip olmalı. Sanat da bir yerde önemli ama önemli olan kısa olsa bile gerçekçiliği.
Çok güzel açıklamışsınız tebrik ederim.Ne yazıkki bu haldeyiz.
Kesinlikle katılıyorum..
Fakat buradaki amacımız sanatın nasıl anlatılabilir olduğu..anlatılabildiğinde sanat olduğu..İçi boş bir anlatımla dolu bir ürünün sanat olamayacağını sineme hakeza kısa olamayacağını belirten muhtevalı cümleler kurduğumu düşünüyorum..