Toplam Yazı: 220 Toplam Yorum: 376
Subscribe via RSS Feed

Ramazan geldi, hoşgeldi

Hepimizin bugünlerde içinde bir heyecan var. En azından benim için öyle. Bu da elbette idrak etmekte olduğumuz, 3 ayların sonuncusu ve on bir ayın sultanı olan Ramazanı Şerif ayı.

İnsanoğlu sevdiği bir yakını, akrabası, eşi yahut bir dostu ile uzun zamandır görüşemediği, onu göremediği zamanlarda ona karşı nasıl bir hasret çekiyorsa, aynı duygu ve düşünce olgusunu Ramazanı Şerif için de hissediyor. Kaldı ki bırakın senede bir defa geçirdiğimiz o 30 günü, hemen hemen hepimiz genellikle bizlerden biraz daha yaşça büyük yakınlarımızdan, büyükanne veya büyükbabalarımızdan “Ahh nerde o eski Ramazanlar” lafını her Ramazan ayında işitiyoruzdur. Sanırım bu sözü yakında bizler de söylemeye başlayacağız. Belki de söylemeye başlayanlarımız vardır.

Artık hepimizi iftardı, sahurdu, davetti derken, başlarında biraz zorlansak da genel anlamda şöyle bir baktığımızda Ramazan ayının hızlı bir şekilde geçtiğini farkediyoruz. Ama en çok belki de eskiden Ramazan aylarında yaptığımız aktiviteler geliveriyor hemen aklıma. Bunlar kişiden kişiye elbette değişiyor ama herkesin buluştuğu ortak bir nokta var ki o da hiç şüphesiz yapmış olduğumuz oruç ibadeti. O kadar kıymetli bir ibadet ki, insana hem manevi bir değer katarken, hem de insanları sabretmeye, bazen beğenmediğimiz ya da yemekten çekindiğimiz yemeklerin aslında ne kadar da kıymetli olduğunu anlamaya ve belki de en önemlisi bizim her öğün içtiğimiz çorbaları hiç bulamayanları anlamamıza yardımcı oluyor. Hele günümüzde insanları saçma sapan programlarla oyalayıp, bizim kültürümüzü ve ahlakımızı hiç bir şekilde yansıtmayan yemek beğenmemezlik hastalığını bizlere aşılamaya çalışan sevgili medya araçlarına. Neyse…

Gelelim İstanbul için iftar vaktine..

Kimimiz sırf o duyguyu yaşayabilmek için Sultanahmet meydanlarında, iftar çadırlarında ucu bucağı görünmeyen iftar kuyruklarına giricek, kimimiz evinde iftara yetişmek için vapurdan metrobüse,metrobüsten tramvaya koşuyoruz. Kimilerimiz de (annelerimiz, ablalarımız… hanımlarımız…) ev halkına ve misafirlerine güzel bir iftar menüsü hazırlayabilmek için mutfakla sofra arasında mekik dokuyor. Ya da İstanbul’un eşsiz güzellikteki mekanlarında iftar vesilesi sevdiklerimizle iftarlar açıyor,  unutulmayan anlar yaşıyoruz. (Örneğin biz gece yarısına doğru lunaparka gidiyor, çılgınlık yapıyoruz. Tavsiye edebilirim. Feshane olabilir, Bostancı ya da Küçükçekmece de güzel..)

Velhasıl-ı kelam yoğun ve heyecanlı bir ayı idrak ederken unutmamalıyız ki, rahmet dolu günlerin içindeyiz.

En güzel şekilde değerlendirmek ümidi ile…


Bu yazı toplam 1390, bugün ise 0 kez okundu.

  • RSS
  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google
  • MySpace
  • Live

Etiketler:: , , , , ,

Kategori: Gündem

Yazar Hakkında:

Yorum (1)

Bu yazının linkini takip et | Yorumları İzlemeye Al

  1. admin diyor ki:

    Nerde o eski Ramazanlar? :)

Yazıya Yorum Ekle