Toplam Yazı: 220 Toplam Yorum: 376
Subscribe via RSS Feed

Madrid, Picasso ve Kayıp Cüzdanın Öyküsü

Akdenizli, beyaz sıvalı köyün Müslüman desenlerle bezeli İspanyol yerellerine veda edip Madrid’e vardım. Anneler bilir, çocuklar rutinin dışında bir gezmeye, teyze, hala kim varsa emin ellere gittiğinde her zamanki ev derin bir sessizliğe bürünür, zaman durur ve bu engin ve dingin zaman dilimini neyle değerlendirsem telaşı alır hepimizi. Bu seyahatte benim için kızımsız, telaşlı ve buruk oldu. İçinde ıslak mendil, dezenfektan maddeleri, krakerler olmayan hafiflemiş çantama fotoğraf makinası, cüzdan, telefon ne varsa koyup çıktım otelden. Bir telaş müzeler istikametine doğru yürüyorum. Romantik, tarihi, duygusal, etkileyici diyebileceğim bir açık hava manzarasında bina, bahçe gezerken elimde fotoğraf makinası ve bir anda cüzdanımın gidişiyle hafiflemiş çantamı fark ettim. Heyhat! Önce sağa sonra sola sonra tekrar sağa sola yok, yok, yok… Binalar, ağaçlar, müzeler kameralar beynimde gittikçe bulanıklaşan bir görüntüyle kaybolurken yerini bankalar, kimlikler ve telefon sesleri alıyor.

Bir saat sonra soğuğun ve bir bardak soğuk suyun etkisiyle kendime geliyorum. Olanla ölenin çaresi olmadığından kısa bir yürüyüş mesafesi ve az sonra Museo Nacional Centro De Arte Reina Sofia’nın bulunduğu küçük meydandayım. Taş, tarih, modern ve çağdaş bir arada etkileşiyoruz birbirimizden ya da ben onlardan ya da kim bilir belki her birimizin aşındırdığı taşlarda izimiz kalıyor. Meydan küçük, temiz ve göz alıcı. Meydandaki mimari karmaşanın uyumu akşam güneşinde çok etkileyici bir 21.yy görsel ziyafete dönüyor. Reina Sofia’nın derin, topuk seslerinin yankılandığı koridorlarında Picasso’yu arıyorum.

Daha önce birçok defa hem de farklı noktalarda buluştuk Picasso ve ben. Şimdi O’nun ülkesinde ikinci kez karşılaşıyoruz. Bilmeden sadece hissetmek benimkisi ilk görüşte, anlamaya, anlamlandırmaya çalışmak.

Dahiyane bir onarıcı ve paçavracı, Picasso…

Bir James Ivory filmi olan “Surviving Picasso” da izlediğim Picasso’ya mı Anthony Hopkins’e mi bilmiyorum gecenin bir yarısı birilerine kızgınım. Çünkü burada izlediğimle, tabloda gördüğümü birleştiremiyorum. Önce sanatı sonra kendini ve son olarak da kadınları seven bir adamın eksik veya taraflı öyküsü izlediğim. Biraz daha anlamak üzere Marie-Laure Bernadac ve Paul edu Bouchet’in “ Picasso: Dahi ve Deli” kitabını okuyorum.

25 Ekim 1881 İspanya’nın güneyi Malaga’da doğdu. Tıpkı İspanyol halkını oluşturan çelişkilerin kumaşı gibi, carrador gösterileri, matadorları, güvercin ayakları ve desenleriyle yoğrulur. 14 yaşında İspanyol resminin büyük hazinelerini keşfetmiştir. Velasquez, Zurbaran, Goya. Şubat 1900’de Barcelona’da ilk sergisini açar. Aynı yıl hayatını değiştirecek Jaime Sabartes’le tanışır. Yıllar içinde en sadık dostu ve hayat arkadaşı olacaktır.

Barselona öncesi Madrid sonra kır hayatı ve devamında Paris. Sessizlik ve kendi dağınıklığında bulduğu düzenle birlikte ömrü hep yeni bir düzen kurmakla geçer. Bencilce ama aramak için yaşanmış bir yaşam sanki. Her kadın bir dönem, her dönem yeni bir aile demek. Şair dostları, sanatçılarla saatlerce süren kahve sohbetleri, entellektüel, bohem, sefalet dolu, vazgeçilmez paylaşımlar. Ve Paris Louvre’da keşfettiği Ingres, Delacroix, Van Gogh ve Gauguin’i aç gözlülükle etüt eder.

Montmartre’da, “Mavi Dönem” boyunca, Picasso mavi boyar, mavi görür ve geceyi yaşar. Bundan sonraki dönem, açlık ve sefalet dolu geçer. Cılız bir ampulle aydınlanan, pis ve kullanışsız bir odada etrafa saçılmış resimler. Picasso hayatı boyunca dağınıklık içinde yaşamıştır. Sanki dağınıklık ona fikirleri ve yaratıcılığı için düzenlilikten çok daha zengin bir alan sunuyor.

Kimi zaman Pireneler’de kekik, zeytin, servi kokusuna ve yeni aile oyununa bir kaçış kimi zaman Paris bohemlerine ve şatafatına bir dokunuş. Kendiyle kalmayı özlediğinde -ki bu çok sık yaşadığı bir durumdu- Roma’ya ziyaret, sahile dönüş. Bu şatafatın içinde 1907’de tamamladığı “Avignonlu Kızlar” tablosu ile kübizmin başlangıcı olur. Renk değerini yitirir ve yerini geometrik şekiller alır. O dönem, Güney Fransa’da Matisse’ie birlikte sayısız Kübist esere imza atar.

“Güzellik kargaşa yaratmalıdır aksi halde varlığından söz edilemez” diyen Andrea Breton ve gerçeküstücülerle sanatın köklerine iner. 20.yy’ın en büyük yontucularından biri olur. Çünkü farklı malzemeleri ve yeni teknikleri deneyerek yontunun tüm oluşum biçimlerini keşfetmiştir.

Alman bombardıman uçaklarının sivilleri bombaladığı “Guernica” 20. yy’ın en vahşi tablosudur. 1944’de bir gün evinde arama yapmak için Nazi Gestaposu evine gelir ve Guernica tablosu için “ bunu siz mi yaptınız?” diye sorar, Picasso “hayır, siz” der.

Barselona’da ki “Museo Picasso” için neredeyse bütün gençlik yapıtlarını bağışlar. “Aramaktan asla vazgeçilmez, çünkü bulunmaz” diyen Picasso 1973’de öldü.

Kitap bitti, anlatmak istediğim, kırgın olduğum, sorguladığım birçok şey var okuduklarımda. Çalışırken bedenini kapının dışında bırakıp saatlerce yorulmaksızın çalışmak. Sandalyeleri parçalayıp her bir parçaya delicesine resmetmek. Ve diğer yanda yaşadığı sayısız ilişkide neden ve nasıl bu kadar bencil, acımasız ve sömürücü olmak…


Bu yazı toplam 3345, bugün ise 8 kez okundu.

  • RSS
  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google
  • MySpace
  • Live

Etiketler:: , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Kategori: Gezi

Yazar Hakkında: Zaman zaman farklı iç dünyalara yaptığı sıradışı gezileriyle farklı gözlerden hayatı farklı açılarla değerlendirmeyi kendine görev addeden bir galaksi rehberinin kaleminden nağmeleri sizlere ulaştırıyor.

Yorum (2)

Bu yazının linkini takip et | Yorumları İzlemeye Al

  1. özlem zehebi diyor ki:

    Tuba cım,
    Picasso için ne güzel tespitler bunlar… Birşey olabilmek veya birşeyleri değiştirebilmek için tam bir teslimiyet gerekiyor bence…Picasso sanatına teslim olmuş olağanüstü bir kişilik… Ne yazık ki bu büyük dehalar aynı zamanda büyük yanlızlıklara ve acılara da neden oluyorlar. Umarım senin izlenimlerin aklımın bir köşesinde bir gün müzeyi gezmek bana da nasip olur…

  2. Haktan Gören diyor ki:

    Kitabı okudum,Madrid’i gezdim sanki satırlarında ama kayıp cüzdanı bulamadım :) geçmiş olsun…

Yazıya Yorum Ekle