Toplam Yazı: 210 Toplam Yorum: 407
Subscribe via RSS Feed

Ceviz Ağacı ve Vesikalık Resim (4.Bölüm)

Nerede kalmıştık?

Sevdiğim kızın okuldan ayrılıyor olması beni bir hayli üzmüştü.Öyle ki, üzüntümden kendimi ne tasoya verebiliyordum ne de futbolcu kartlarından oynadığımız oyuna… Çok kaybetmiştim çok…

Sevdiğim kızın en yakın arkadaşı yanıma geldi ve bana onun resmini uzattı. Bir anlık şaşkınlıktan sonra resmi aldım ve bakakaldım. Bana resmini yollamıştı. O resmi aradan geçen onca yıla rağmen hala aklımdadır. Tabi o zamanlarda vesikalık resim olayında üstünde okul resmi olmalıydı. Nedendir hiç anlamam normal kıyafetli vesikalıkları resmi daireler, okullar falan kabul etmezdi. Ye kürküm ye! felsefesi galiba. Doğal olarak resimlerimiz okul önlüğü ile olurdu. Tabii photoshop falan daha icad olmadığından daha doğal göründüğümüz zamanlardı. Şuanda daha önce görmediğin bir insanın vesikalığını önce görüp sonra kendisini gördüğünde herkesin aklına “acaba bunun başından nasıl bir hastalık geçmişte bu hale gelmiş” sorusu geçiyor.

Aldığım resmi ne mi yaptım sonra?
Ona saatlerce baktım. Galiba yıllardır ilk aşkımın yüzünü unutmama sebebimde bu olsa gerek. Bir kaç gün baktıktan sonra bu resmi bir yere koymalıyım diye düşündüm.Kaybetmeyeyim ve hatta yıllarca da saklayayım. Tabi bu sıradada onu kimse bulamasın.
Tabi ben yani “Bay Gizem” o resmi apartmanımızın önündeki büyük ceviz ağacının dibine gömmeye karar verdim. Çünkü o ceviz ağacı çok büyüktü ve sonsuza dek orada kalacaktı. O ağaca çok çıkardık arkadaşlarla. Diğer köşesine taş koyup kale yapardık. Hatta o kadar ki gerçek kale direği gibi gözükürdü bize ve herkes o kaleye geçmek isterdi. Güya o ağacın gövdesinin kalemizin tek “gerçek” direği olduması bizim de gerçek kaleci gibi hissetmemizi sağlardı.

Kimsenin görmesini istemediğim ilk aşkımın resmini de adeta mabedimiz olan o ceviz ağacının dibine gömme fikri çok akıllıca gelmişti bana. Sabah olunca kalktım ve kimse ortalıkta yokken ceviz ağacının yanına gidip, kazdım. O zamanlar doğada kendiliğinden çıkan sarı çiçeklere “sidik çiçeği” derdik. Nereden çıktığını, nasıl olduğunu bilmiyorum bu durumun ama o çiçeklerden koparanlarla hatta kazara o çiçeklerin içine düşenlerle bile sidikli bilmem ne diye dalga geçerdik. Her ne sebeple olursa olsun o çiçekle muhatap olanların gece yataklarına işediklerine inanılırdı.Ağacın çevresinde o sidik çiçeklerini elimle yolarken bir taraftan vicdan azabı çekiyordum ya bende gece altıma yaparsam diye ve diğer taraftanda birisi görürse çok utanırım diye korktuğum ilk aşkımın sanki darbe yıllarında hapishanede tek tip kıyafetle çekilmiş vesikalık resmini saklamanın heyecanını yaşıyordum. Resmi sıkı sıkı sardım. Açtığım çukura gömdüm.Üzerinide sıkıca doldurdum ve kimse açmasın diye üzerine sidik çiçekleriyle kamufle ettim.

Bir yıl sonra o ceviz ağacı kesildi ve yerine bilmem kaç daireli apartman yapıldı. Ve benim ilk aşkım o apartmanın temelinin altında kaldı. O resmi oradan alamadım. Çünkü bulamadım.

İlk aşkımın babasının tayiniyle benden uzağa gitmesinin üzerine birde şehirleşmeyle kaybettiğim resmide galiba artık büyüdüğümün ve hayatın zor olduğunun kanıtıydı.

Ama ilk aşkım bana bir sürpriz daha yapacaktı..


Bu yazı toplam 4674, bugün ise 0 kez okundu.

Etiketler:: , , , , ,

Kategori: Öykü

Yazar Hakkında: Kralın Soytarısında en etkin şekilde at oynatan yazar, gündemde olup bitenleri sıcağı sıcağına, herhangi bir katkı maddesi olmadan aktarma gayretinde, taze taze servis etme derdindedir. Kraldan çok kralcı olmayanları temsil etmektedir.

Yorum (5)

Bu yazının linkini takip et | Yorumları İzlemeye Al

  1. Basamak basamak yükselen bir yazar görüyorum.

  2. selman diyor ki:

    çok güzel bir hayat hikayesinin bir kısmını okudum çok anlam yüklüydü..

  3. Gunes Gulu diyor ki:

    -Şuanda daha önce görmediğin bir insanın vesikalığını önce görüp sonra kendisini gördüğünde herkesin aklına “acaba bunun başından nasıl bir hastalık geçmişte bu hale gelmiş” sorusu geçiyor.-
    hikaye süper bayıldım, özellikle bu cümleye…
    devamını acayip merak ediyorum.

  4. Akvaryum diyor ki:

    Arkası yarın gibi oluyor, tefrika roman gibi..

  5. HATUN KİŞİ diyor ki:

    kendisine hikayeler yazılan küçük kızı kıskandım sanırım hakkım da olmadan… çünkü yıllar sonra eğer birisine bu hikayeleri yazdırabiliyorsa, gerçekten ‘ilk aşk’ olmuş demektir … farkında mı bilmem ama şanslıymış bence ..

Yazıya Yorum Ekle