Büyük Umutlar… Londra
Eski yılın son günü bende masanın üstüne biraz mum ışığı biraz tarçın kokusu serptim ve birkaç haftadır dokunmaya kıyamadığım Londra’ya gülümsüyorum.
Zaman zaman farklı iç dünyalara yaptığı sıradışı gezileriyle farklı gözlerden hayatı farklı açılarla değerlendirmeyi kendine görev addeden bir galaksi rehberinin kaleminden nağmeleri sizlere ulaştırıyor.
Eski yılın son günü bende masanın üstüne biraz mum ışığı biraz tarçın kokusu serptim ve birkaç haftadır dokunmaya kıyamadığım Londra’ya gülümsüyorum.
Paris’e her gidişimde beni takip ettiğini düşündüğüm hayaletler konusunda artık eminim. Paris bir piskoposluk şehri ama Roma’ya inat. Tanrısallıktan uzak ve bu dünyaya yakın.
Okumayı bitirdiğimde gecenin herhangi bir aralığı , en çokta soğuk ve kimsesiz bir yarısıydı sanırım. Elimde kitabım kalakaldım öylece. Neydi bu şimdi, sadece yoksulluk muydu içerlediğim, boğazımda kalan taşlaşmış ekmek pa
Eylül ayında bir hareket başlar hemen herşeyde. İstanbul’da sanat mevsime dönüşürken telaşlı ve kıpır kıpır günler yaşıyorum. Sanat dersleri, atölyeler arasında bir ben bir o İstanbul’la gidip geliyoruz.
Gecenin en kimsesiz aralığı, insiler gözlerini uykuya çevirmişken cinsilere destur edip geçiyorum masanın başına. Perdeyi aralayıp uzaktan karanlığa dikiyorum gözlerimi. Yağan yağmur, Tanrı’nın rahmet eli sanki damla damla pence
İnsanlar neden New York’da yaşıyorlar? Aralarında hiçbir bağ yok. Ama yalnızca iç içe yaşamanın neden olduğu bir elektiriklenme dışında. Yapay bir merkeziyet için büyük bir yakınlık ve çekim duygusu.
“Yolculukların ana nedeni, Akdeniz kıyılarını görmektir. Bütün dinler, bütün yasalar, tüm sanat dalları; kısaca bizi ilkel insanlardan üstün kılan varsa, hepsi Akdeniz kıyılarında oluşmuştur.”
Karasız bir ilkbaharın aceleci yolcusuyum. Bu öğlen Milano’da eski bir manastırın yemekhanesinde randevum var.
Biraz sonra her şey kahverengiye dönüyor, sokaklara karışıyorum. “Bir günlük şehirler ve ben”, Uffizi Müzesi’nin önünde anladım ki, yine her şey yarım kalacak; çünkü biletim yok!
Kent meydanının dokuza bölünmüş meydanındayım, “Palazzo Pubblico” ya da “Siena Yönetim Binası” önünde dönüp duruyorum.
Havaalanında aldığım Wilbur Smith’in “Leopar Karanlıkta Avlanır” kitabını bitiresiye Cape Town’a ulaştım. Benim için sürükleyici ve macera dolu bir Afrika alıştırması ve bu sayede kolay bir uçuş oldu. Bir yandan kabilele
Hava buz gibi, çok zamandır dua ettiğim kar yağıyor. Kadınlar günü arabada “erkekler ağlamaz” diye bir şarkı dinliyorum. Pera’da öğlen vakti kalabalık içinde cam kenarında sıcak bir kahve dumanı gözyaşlarıma karışıyor…
Dubai’ye hoş geldiniz. İlk şokumu birkaç yıl önce üzerimden attığım için sanırım şu anda size tecrübeli ve tarafsız olarak, Arap Yarımadası’nın en büyük Emirliği’nin finans, ticaret, mimari ve lüks yaşam öyküsünü anlatabilirim.
“Ekmeksiz yaşarım ama hürriyetsiz yaşayamam…” Türk sineması son yıllarda farklı birçok alanda hareketli ve bereketli bir dönem yaşarken aklımda hep” muhafazakar kesim neden sanat ve fikir alanında geri duruyor” diye bir
“Hareket edemezken hareketin kendisi olmak istiyordu….” Pera Müzesi, üçüncü katta Gelman Koleksiyonu’ndan 40 tablo, tavsiyem sessizce gezinmek sergiyi. Julie Taymor’un yönettiği 2002 yapımı bir Frida Kahlo biyografisinde Sa
Senenin sonu, ne kadar çok şey sığdırmışım bu sene hayata diye düşünüyorum gece vakti kendi kendime. Evvela bir yıl diyorum kendi kendime nedir ki insan ömründe nefes aldıkça geçer sonra bir an geliyor gözümün önüne. Bir “an
Yalnız kalma ihtiyacımı bir iki haklı sebeple süsleyip, paketleyip bütün evi çoluk çocuk yollara döktüm. Londra çok soğuk, ışıl ışıl ve dinamik. Labirent gibi sokaklarda medeniyet yerli yerinde, kalabalıklar bardaktan boşanırcas
Kuşlar gibi kanatlanıp uçtuğunu düşünerek yere çakılan birçok çocuk kazazededen biriydim bende küçükken. Gökyüzüne doğru uzun bir süre takılı kalırdı gözlerim, kuşları merak ederdim. Sonraları uçakların gökyüzünde gidi
Berrak, aydınlık bir sonbahar boylu boyunca caddelerde salınıyor. Özenle sağa sola serpilmiş sonbahar yaprakları bir stüdyoda yürüyormuşum hissi veriyor.
İstanbul’da trafikte sıkışıp kalarak yitirdiğim zamanlar arttıkça artıyor son günlerde. Her defasında kendi kendime söz verdiğim” zamanı kaliteli kullanma” tedbirlerini bir süre sonra rafa kaldırıyorum. Roman cdleri dikkatimi v
Belki havasından belki suyundan belki de yaşanmışlıkların kokusundan Venedik kalbimde saklı, kalbim yarım kalanlara kırgın… Şayet benim gibi iyi niyetle tecrübesizlikte mazur görmeden uçaktan inerseniz ve valizinizi alır almaz eli