Toplam Yazı: 271 Toplam Yorum: 411
Subscribe via RSS Feed

Aşkı Özgür Bırak (Ahmet Ümit’le Söyleşi)

Onlarca insan arasından uzatıp en azından nasıl biridir diye görmeye çalışmıştım iki yıl önceki kitap fuarında Ahmet ÜMİT’i. Zihnimde her kitabında farklı ete kemiğe bürünen insana o büyü bozulur diye tereddütle bakmıştım göz ucuyla. Kalabalığa ne karışmak, ne de dönüp gitmek istedim o an. Çünkü ben imza almak değil de, birkaç kelam da olsa sohbet etmek istiyordum onunla. Benim için daha kalıcı olan buydu zira.

Ve iki yıl sonra bu dileğim gerçek oldu. Oturup sevdiğim bir yazarla sohbet etmenin keyfini yaşadım. İtiraf ediyorum imza da aldım. Bir de kitaplarından bahsedince hem eminim onun için keyifli bir sohbet oldu, hem de benim için…

Ahmet Bey’le yeni kitabından konuştuk.

“Nasıl gidiyor, neyle ilgili olacak?” dedim hevesli bir okur edasıyla. O da o atmosferi hala damarlarında yaşar bir halde:

- İstanbul’da her yer kan revan içinde! İnsanlar, Ayasofya’ya sığındı, korkuyorlar. Fethettim de geldim İstanbul’u buraya!

Benim gözlerim birden açıldı heyecanla. “Nasıl yani?” dedim.

- II.Mehmet, sanıldığı gibi fetihten sonra insanların malına mülküne zarar vermeden teslim alamadı İstanbul’u. Bunun kaynaklarda geçtiği kadarıyla birkaç nedeni var: 

Birincisi, Çandarlı Paşa’nın II.Mehmet’i devirmeye çalışması. Eğer Fatih İstanbul’u alamasaydı, muhtemelen Çandarlı onu alt edecekti. Hatta Fatih, fetihten önce “Ya İstanbul beni alır, ya ben onu!” diye biraz da bu duruma işaret eder.

Bir diğeri 54 gün süren kuşatmanın ardından Fatih’in askerlerini motive etmesi için içerideki ganimetleri onlara vereceğini söylemesidir. Çünkü zor surları aşmanın zorluğu o dönemde herkesçe malumdu. Fatih, yine de fetihten sonra başlayan yağmayı kısa sürede durdurdu ve payitaht ilan edip, mallarını ve canlarını bağışladığını söyledi Bizanslılara.

Ben dikkatle dinliyordum anlattıklarını. Kitabın içindeki bir yeniçeri gibi hissettim o an kendimi. “Ama,” dedim, “bunda biraz da Bizans’ı savaşmadan teslim etmemelerinin de payı var.”

- Evet, dedi Ahmet Bey. II.Mehmet iki sefer haber gönderdi Bizans’a “Teslim olun” diye, ama olmadılar. Papalıktan yardım geleceğini sanıyorlardı, o da gelmedi.

“Neden gelmedi peki?”

- Bir taraf Ortodoks, bir taraf Katolik çünkü. Mezhep kavgaları var ve tabi günaha gireceklerine inanıyorlardı. Hatta kuşatma esnasında herkes bekliyordu. Çandarlı Paşa da “Yardıma gelirler” korkusuyla sürekli Fatih’e kuşatmayı bitirmek gerektiğini söylüyordu.

“Ama Fatih bitirmedi” dedim.

- Evet. II.Mehmet, küçük yaşına rağmen çok şeyler yaşamış bir padişahtı. 13 yaşından itibaren yaşadıkları onu biraz da “zalim” yaptı. Ama baktığımızda gerekli olan da o dönemde biraz sert olmaktı diyebiliriz.

Sanki bir tarih dersindeydim. Ama yaşayan tarih! Kendimi “Ölü Ozanlar Derneği” filmindeki Edebiyat dersinde gibi hissettim.

Sonra Ahmet ÜMİT’le söyleşiye geçtik. Güzel birkaç hikaye anlattı. Onun sesinden dinlemek güzeldi. Bir tanesini de sizinle paylaşayım.

- Bir gece dünyanın yedi farklı kıtasında, yedi farklı dilinde, yedi ayrı erkek, aynı rüyayı görürler. Rüyada Gotik bir şehirde çıplak ayaklı güzel bir kızı vardır ve hepsi de ona aşık olurlar. Kızı yakalamaya çalıştıkça kız kaçar ve sonunda hepsi aynı anda uyanıverirler. Rüyanın etkisiyle yollara düşen yedi farklı insan kızı her yerde ararlar, ama bulamazlar.

Ve bir gün aynı meyhanede karşılaşırlar. İçlerinden birisi yedi yıl süren aramaların yorgunluğuyla daha önce hiç tanımadığı diğerlerine hikayesini anlatmaya başladığında, aslında diğerlerinin de kendinden farklı olmadığını anlar. Hepsi şaşkınlık içindedir, ama rüyanın etkisiyle kendileri de aynı şeyleri yaşadığından birbirlerini yadırgamazlar, yargılamazlar…

İçlerinden birisi, “Madem biz onu dünyanın her yerinde aradık, bulamadık, o zaman o gotik şehri inşa edelim, belki o zaman gördüğümüz kız o şehre gelir” diye fikir atar ortaya. Aradan geçen yedi yılda hayatlarından, kariyerlerden vazgeçmiş olan diğerleri de şöyle bir düşündükten sonra “tamam” derler ve başlarlar rüyalarında gördükleri o şehri inşa etmeye…

Yedi yıl süren gayretleri sonucunda rüyalarındaki şehri rüyalarında gördükleri detaylarıyla birlikte yaparlar… Dar sokaklar, Arnavut kaldırımları, kilise, çan, köy meydanı, çeşme… Ve şehre yedi kapı yaparlar aynı rüyalarındaki gibi…

İçlerinden birisi şehirden dışarı çıkmak için bir kapıya yöneldiğinde o kapının duvar örülerek kapatılmış olduğunu görür, sonra bakar ki diğer kapılar da kapatılmış duvar örülerek…

7 erkek bunları kimin yaptığını konuştuklarında acı gerçek ortaya çıkar: Her birinin rüyasında ayrı bir kapıdan kaçıyordur gördükleri kız ve o yüzden o kız kaçmasın diye herkes kendi gördüğü kapıyı duvarla örmüştür…

Ve sonsuza kadar içeride tutsak kalırlar…

 Aşkınızı bir kentte esir etmeye çalışırsanız asıl esir sonunda siz olursunuz…

 


Bu yazı toplam 529, bugün ise 3 kez okundu.

  • RSS
  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google
  • MySpace
  • Live

Etiketler:: , , , , , , ,

Kategori: Kitap, Öykü

Yazar Hakkında: Kralın Soytarısında en etkin şekilde at oynatan yazar, gündemde olup bitenleri sıcağı sıcağına, herhangi bir katkı maddesi olmadan aktarma gayretinde, taze taze servis etme derdindedir. Kraldan çok kralcı olmayanları temsil etmektedir.

Yorum (4)

Bu yazının linkini takip et | Yorumları İzlemeye Al

  1. Siracel diyor ki:

    Güzel bir yazı olmuş, böylelikle Ahmet Ümit hayranları yeni kitabın çıkışından da haberdar olmuş oluyorlar. Ayrıca kitabın Fetih 1453 filminin çıkışı olan Mart başlarına denk gelecek olması Ahmet Ümit’in gündemi sıkı bir şekilde kovaladığının göstergesi sanırım. İstanbul’un Fethine bakış açısında bir çok kişi onunla aynı fikirde olmasa bile kaliteli ve özel bir yazar olduğu su götürmez gerçek.

  2. M. Özkan diyor ki:

    Evet bende aynı fikirdeyim. bu adamın sıkı takipçileri var. Başka yazarlar gibi reklamla değil de okunarak tanınmak peşinde. enazından filmin rüzgarından payı alsın.

  3. İlknur Akpınar diyor ki:

    Ahmet Ümit en çok sevdiğim yazarlardan birisidir,Bab-ı Esrar kitabı ile tanıyıp hayran olduğum birisi. Yeni kitabına en çok sevinen benim sanırım,sizin gibi şanslı olup benim de tanışma imkanım olabilse keşke müthiş bir söyleşi,teşekkür ederim.

  4. Harun KILIÇ diyor ki:

    ”Aşkını bir kentte esir etmek” hikaye ilginç, Ahmet Ümit in bahsettiği şehir İstanbul olsa gerek,7 farklı ırk,7 kapı , araştırsın 7 tepesi de vardır o şehrin. İstanbul u ve fethi yazması da ondan galiba, aşkından.

Yazıya Yorum Ekle