Ramazan geldi, hoşgeldi
Hepimizin bugünlerde içinde bir heyecan var. En azından benim için öyle. Bu da elbette idrak etmekte olduğumuz, 3 ayların sonuncusu ve on bir ayın sultanı olan Ramazanı Şerif ayı.
Tedbili mekanda gerçekten ferahlık var mıdır? Bana sorarsanız “ferahlık” kavramından ne anladığımız hususunda biraz kafa patlatalım derim. Sorunlardan kaçtığım çok olmuştur, birinden uzaklaşmak istediğim ama şu aralar kaçmaktan ziyade görmek için gidesim var. Öyle ki dünya gittikçe “global” bir mabed haline geliyor. Dünyalılar olarak aynı uydular üzerinden aynı dizi filmleri, aynı sinema filmlerini izliyor ya [...]
Hepimiz hayatımızda bir kez olsun işaret parmaklarımızı birleştirip anı durdurmak istemişizdir. Şu an tam da çocuk, sosyal hayat, eş dost koşturmalarından uzak bir köşesindeyim hayatın. Sıcaklardan ve nemden Ramazan ayında sokağa çıkmaya tam da korkar olduğum sırada İznik’in dağlarında buldum kendimi, çoluk çocuk maaile! Sabah ezanını müteakip susmaksızın öten horozun sesi bir yanda bütün kış, [...]
Kavramlar üzerine düşünmekten geçiyor hayatın anlamı. Belki de fiiller üzerinde kafa yormaktan geçiyor. Bilinmezlikleri bulmaya çalışanlar aslında sadece bildikleriyle düşündüklerinin ne kadar farkında oluyorlar? Üç yüz gramlık beyinlerle her şeye tuzluk uzatanlar, kendilerine sorulan her soruya ille bir cevap verme ihtiyacı mı duymalılar. Bilmiyorum. Bildiğim “ düşünmek “ denen eylem üzerinde ne kadar başarılıyız? Bunu [...]
Hepimizin bugünlerde içinde bir heyecan var. En azından benim için öyle. Bu da elbette idrak etmekte olduğumuz, 3 ayların sonuncusu ve on bir ayın sultanı olan Ramazanı Şerif ayı.
Bu referandum bir sigara paketinin üzerindeki sigara tiryakiliğinden ötürü ciğerleri tükenmiş insan resmine benziyor aslında.
Birşeyler söylemek istedi yüreğim yüreğine, Yardımıma kalem kağıt yetişti, Dilim lal oldu sözcükler ise anlamasız, Yüreğim yüreğine koşmak istedi, Koşup da sımsıkı sarılmak, Usulca izlemek istedi yüreğim yüreğini, Sustuklarım çoğaldı içimde, Çoğaldıkça da sende kayboldu, Kayboldu ya ne çare seni bulamadan vazgeçti, Belkide bulduğunu zannnedip sende kaybolmak istedi, Yüreğimin sesi yüreğine ulaştı mı ? Hissettiklerimi [...]
Aşk nedir diye sordum kendime, Neydi de kendini bu kadar sevdirip de gitmişti, Cümleleri anlamasız bırakmıştı, Sözcükler yitirmişti anlamını, Aşk ise.. Neredeydi sözcükler onu terk ettiğinde, Kelimelerin anlamsız kaldığında nerdeydi, Saklanmışmıydı bir köşede, Kendisini mi bulmasını istiyordu, Aşk gözü kapalı sevdalara dalmak mıydı? Yoksa yüreğini hiç bilmeden dipsiz kuyulara atmak mıydı? Aşk Neydi de yüreğimizi [...]
Adamın biri bir kitap yazmış. Şimdi bu yazıyı okuyan herkes kitabın ismini söyleyince bilir; “ŞU ÇILGIN TÜRKLER” Okusun ya da okumasın herkes bu kitaptan haberdardır. Kitabın içeriğini incelemeyeceğim. İncelenecek o kadar vatan kardeşim varken Mesela: Antalya’da kıymetli bir hanım ablamız anahtarı evde unutunca çözümü beline hortum bağlayıp 5. kattan sarkmakta bulmuş. 4. kata gelince [...]
Eskilerimiz ninelerimiz dedelerimiz Azrail demez ezrail der genelde şive meselesi. Genelde acımasızlıktan bahsederken birisi ya da birileri için Azrail gibi deriz bizde, onun ne sucu varsa artık. Akşam haberlerinde dinlediğim Azrail gibi insanlar var. Hoş ben bu tabiri bile onlara kullanmakla her ne kadar sadece tabir de olsa Azrail (as) için hakaret olarak görüyorum. Ciddiyim! [...]
Son devşirme dizi: “Küçük Sırlar” dizisi… Malum “Gossip Girl” dizisini almışlar, bize uyarlamaya çalışmışlar(!). Sanki onlar bizim Küçük Sırlar’ı almışlar da kendilerine uyarlamışlar gibi bir izlenim edindim ben öncelikle.
İnsan sevgisini sadece bir kişi ile paylaşmaz mı? Gönlünde sadece bir kişi birini severken bir başkasına seviyorum diyebilir mi ? İkinci bir şahıs olabilir mi insanın gönlünde, yüreğinde,hayallerinde? Bir insan bu kadar mı alçak olur, birini severken diğerinin duyguları ile oynar? İnsanlar bu kadar mı kötüymüş de daha görmemiş masum yüreğim? Kimbilir daha neler vardır [...]
Neyi unutmuyor ki gönlümüz ardına bakmadan çekip gidenleri mi yoksa bir türlü peşimizden ayrılmayan ilk AŞK’ları mı? Neleri unutamıyoruz? Bir şekilde bir yerlerden çıkan karşımıza eskileri neden unutmuyoruz hala yüreğimizi köz gibi yaktıklarında git gelme diyemiyoruz. Git demesi bu kadar mı zor peki ardına bakmadan çekip gidenleri dur mu diyecek binlerce parçalanan bu yürekler,acizlik değil [...]
Güney Afrika’da Vuvuzella adı verilen lanet borucukların senfonisine küfürler yağdırsak da, büyük bir zevkle izledik dünya kupasını ve yeteri derecede iç açıcı geçti diyebiliriz.
Bugün ne oldu biliyormusunuz? Bundan tam 17 yıl olmuş, anılıyor anılmaya da cevam edecek. Bugün 37 aydın insan yazar, gazeteci, sanatçı, şair birçok inssan esir alınıp öldürülmek istendi. Sivas’ta yaşanan katliamdan bahsediyorum, diri diri yakıldılar, dur diyen olmadı. Suçları neydi? Laik ülkede aydın birisi olmak mıydı? Olaylar sessizce başladı, sonra bir gürültü ile alevler ile devam [...]
Akar gider yaşlar durmadan süzülür birbiri ardına durduramazsın akan yaşları. Ne gönülden çıkan yaşlar durdururlur ne de gözlerden akan yaşlar,sessiz olur sedasız olur ardına bakmadan çeker giderler ya da sana sormadan ben geldim derler. Ne için ve neden gelirler susarlar sadece dökülür yaşlar bir bir. Irmak olup da akarlar en masumundan,çoğalır çoğalır ve şelale gibi [...]
Yaşanılan ve biten aşklara.. Hangisi zordur: Çekip gitmek mi, kalmak mı? Yoksa var olmayan bir aşkın gölgesinde serinlemeye çalışmak mı? Ya da acının hüznün içini yakacağını bile bile lades demek mi? Aşka inat geçen zamanlar geçip de yürekleri kavuran zamanlar, hangisini durdurabiliyor insan? Aşkın peşinden emelsizce koşan çaresiz yüreği mi, yoksa çoktan aşktan uzaklaşmaya bakan [...]
Ellerinde tutmaya çalıştığın, kaybolmasını istemediğin bir güldüm. Tek bir güldüm senle yaşamak istedim yüreğinde. Kaybolup gitmesin istedim. Bir güldüm, varlığı ile mutlu eden tek güldüm ellerinde soldum. Besledim sevgim ile muhtaç etmedim, başka sahiplere vermedim, yüreğimi soldururlar diye. Sana aitti bu gül, ellerinde soldum. Yok oldum, paramparça olmuştum artık, parçalara ayrılmış her bir yapraklarım, toplanabilir mi? [...]
Kızdığımda ya da üzüldüğümde bir bulut gibi akıtsam yaşlarımı kendimi tutmadan, içime akıtmadan… Sular seller gibi esdirsem yellerimi, tutmasam içimde kaybolan hüzünleri. Dışa yansıyan bir rüzgar olsa savursam kendimi, uçsam kaçsam, kaçıp gitsem başka şehirlere. Kırlarda dalsam, koşsam küçük bir çocuk gibi özgür olsa bedenim ellerim. Herşeyden uzak kalsa özgür zannettiğim yüreğim, tutsak olmadan kapılmadan [...]
En güzel günler babalar ile yaşanandır. İlk aşklarıdır kızların, ilk mutluluğudur, anneden sonra gelen. Babanın sıcaklığı ile bir ömür yaşayabilmektir, onun varlığı ile susuz kaldığında baba sıcaklığı ile susuzluğunun gitmesidir. Pamuk şeker tadındadır babanın bir busesi, sarılışı ılık bir yağmur hissi, kollarında huzuru bulabilmektir, gözlerinde güveni bulabilmektir. Beraber yürüyüşe çıkmaktır kendini kötü hissettiğinde. Hayatın neşesi olurlar, [...]
Aşkı bulabilmek vardı en sessiz anında, aşkta susuz kalmaktı çöldeymişsin misali. Gün doğduğunda arayabilmekti en yokluk anında onu bulabilmekti aşka inanmaktı. Zor anında ona sığınabilmekti kollarında güveni mutluluğu bulabilmekti. Kollarındayken aşkı bulabilmekti tutarsızca, kollarında huzuru bulmaktı,onun gözlerinde kaybolmaktı, gözlerine bakınca erimekti yüreği, içinin gitmesiydi, gözlerinin gözlerinde kaybolmasıydı. İşte bu onu aramaktır her saat başı, her [...]